TİYATRO ÖZELLEŞTİRİLEMEZ!

          Yine bir ilki başardık. Yine ibret olacak bir manzara sunduk başka ülkelere. “Gel dünya seyreyle” şu giderek geriye doğru yol alan garip ülkemi!

        Biz Özel Tiyatro yaparak günü zor kurtarıp, sonraki aya borçlu çıkanlar, bugün görüyoruz ki maalesef örnek alacağımız, ilke edineceğimiz, ustaları seyredeceğimiz ödenekli tiyatrolar yok edilmek isteniyor. Bu yapılırken de tıpkı sağlıkta, tıpkı eğitimde olduğu gibi aynı sözler söyleniyor, daha çağdaş daha özgür bir yapı….

         Bu yalanlara ancak, bir torba kömüre “oyunu satanlar” inanabilir. Televizyonun, insanları esir aldığı bir dönemde sırf işine olan inancından, sırf işine olan tutkusundan, sırf bu iş olmadan yaşayamadığı için perde açmaya çabalayan tiyatro, bizim vergilerimizle varolan devletin desteğini almazsa; nasıl oynanır Ibsenler, Çehovlar, Shakespeareler, Musahipzade Celaller, Orhan Asenalar? Devletin görevi halkına hizmet sunmaktır. Onu geliştirmeye, refahını arttırmaya çabalamaktır. Onu kısırlaştırmak, onu koyunlaştırmak, onu susturmak onu bir lokma ekmek bulunca şükretmeye mahkum etmek değildir.

    Devlet eliyle sanat olmaz, ama devlet desteğiyle para kaygısı güdülmeksizin, “bu oyun bundan tepki alır,bu oyunu bunlar istemez, bunun oynanmasına izin verilmez” kaygısı olmadan, bağımsız bir tiyatro yapılabilinir. Burada devletin maddi destekte bulunması, yapılan oyunlar üzerine laf söyleme yetkisini ona vermez.Çünkü yapılan destek kamunun verdiği vergilerin oluşturduğu bir destektir. Kamu yani halk, bunu anlayacak bilgi ve birikime sahip olsun olmasın bir devlet sanatını var etmek zorundadır.

Bu lütuf değil bir görevdir.

    Tiyatro yapmak, şirket yönetmek gibi olamaz çünkü sanatın ticari kaygıları varlığını sürdürmek adınadır, kar sağlamak ,ciro yapmak amacıyla tiyatro açılamaz, açılsa da bu başarılamaz.

    Bugün tiyatrolar; kendi gişe gelirleri ile var olmaya terkedilse yahut ortaçağın dinsel tiyatro anlayışı gibi, belli bir ideolojinin esiri olsa zannediyor musunuz bu sanatı susturabilir?

      Sanat, tiyatro siyasete benzemez, onun önüne yasalarla set çekilemez o kendini her yerde her koşulda var etmeyi başarır.

Ve unutmamalı ki ortaçağlar hep Rönesanslara gebe kalır!

Emel BALA GÜREL

HAN TİYATROSU  2012 ÇOCUK YAZ OKULU KAYITLARI BAŞLAMIŞTIR

Tiyatro- Yaratıcı Drama                        yaz_okulu_2012

 Müzik

Dans

Resim

Küçük Yazarlar Atölyesi

Çocuklarla El İşi Atölyesi

Sahneye İlk Adım

Film Saati

Çocuklar kitap okuyor

Han Tiyatrosunun Sanat içerikli yaz okulunda çocuklar Salı-Çarşamba-Perşembe  günleri Sabah 09:30- 17:30 arası yapılacaktır.  Çocuklar tiyatroda kendilerini tanıma, beden ve seslerini kullanma becerisi kazanıp, özgüven edinerek sahneye adım atmanın tadına varacaklardır.

Yaş grupları: 5-6 yaş, 7-9 yaş, 10-12 yaş grubu

 


 

Bu yıl ilki düzenlenen, Han Tiyatrosu Ünal Gürel Kültür ve Sanat Derneği Kısa Oyun Yazma Yarışması’na toplamda 44 oyun katılmıştır.

Yarışmaya katılan tüm adaylara  teşekkür eder, tiyatroya verdikleri emek ve ilgiden duyduğumuz memnuniyeti belirtmek isteriz.


DEĞERLENDİRME SONUCU :

1.’lik ödülüne “DİLEK AĞACI” adlı oyunuyla Ali Cüneyd KILCIOĞLU,

2.’lik ödülüne “RETROPHOB (YILAN SÜTÜ)” adlı oyunuyla Orçun ÜNAL,

3.’lük ödülüne “PARANOYA” adlı oyunuyla Özlem SARAÇ,

4.’lük ödülüne “ORMANA VİRÜS BULAŞTI” adlı oyunuyla Osman Devrim ELVAN layık görülmüştür.

 

Mansiyon Ödüllerine ise:

“AĞLAYAN BİR BEN DEĞİLİM” adlı oyunuyla Sedat Ata TUNCER,

“MEDDAH-/İNSAN OLMA HALLERİ” adlı oyunuyla Necmettin TETİK,

“AŞIRI KUVVETLİ SUÇ ŞÜPHESİ” adlı oyunuyla Dursun EGE GÖÇMEN layık görülmüştür.

Ayrıca            “HEKİMOĞLU EFSANESİ” adlı oyunuyla Rahmi ÖZEN “Jüri Özel Ödülü”ne değer görülmüştür.

Han Tiyatrosu

Han Tiyatrosu, 5 Kasım 2007 tarihinde İzmir’de kuruldu. Güzel ve Çirkin adlı çocuk oyunuyla perdelerini açan Han Tiyatrosu, ardından yetişkinler için iki kişilik bir komedi olan, Kocasının Karısı adlı oyunu sahneledi. 2007-2008 sezonunda oyunlarını Atatürk Lisesi İzmir Kültür Merkezi’nde oynadı. Düzenlediği turnelerle Urla, Foça gibi  İzmir’e bağlı ilçelerde ve Manisa gibi yakın illerde de oyunlarını sahneledi. İzmir’de bulunan pek çok kolejde oyunlarını sahneleyen Han Tiyatrosu, salonunda pek çok devlet okulunu ve anaokulunu ağırladı.

2008-2009  sezonunda ise, D.E.Ü. Sabancı Kültür Sarayı Küçük Salon’da yeni oyunlarıyla sanatseverlerle buluşmuştur. Bu sezon düzenli olarak Cuma- Cumartesi- Pazar günleri haftada toplam sekiz kez perdelerini açan Han Tiyatrosu, sezona her yaşa ve beğeniye hitap eden  birbirinden farklı  dört oyunla merhaba dedi.

17 Ekim 2008 tarihinde Güzel ve Çirkin adlı çocuk oyunuyla tekrar  perde açan  Han Tiyatrosu, aynı gün Bozuk Düzen adlı yetişkin oyunuyla prömiyer yapmıştır. Kepçaplı Skapetti adlı çocuk oyunuyla minik seyircilerini, güldürerek, Kordon’da Nal Sesleri 9 Eylül 1922 adlı İzmir’in işgalden kurtuluşunu anlatan oyunuyla da yediden yetmişe herkesi hem ağlattı hem de unuttuklarını hatırlama fırsatı sundu. 

Kordon’da Nal Sesleri 9 Eylül 1922 adlı oyunuyla İzmir Valiliği tarafından Kuva-i Milliye’nin doksanıncı yıl etkinlikleri içine alınan Han Tiyatrosu’nun Bozuk Düzen adlı oyunu da Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklenmiştir.

2009-2010 sezonunda çocuk oyunlarına bir yenisini ekleyerek Çoban ve Lulu adlı oyununu minik seyircileriyle buluşturmuştur.

Han Tiyatrosu, ayrıca Alsancak’ta bulunan  merkezinde; oyunculuk, diksiyon, hobi ve konservatuara hazırlık alanlarında eğitim vermeyi sürdürürken, 2009-2010 sezonunda  sadece toplu bağlantı ile oynamış hedefini kendi sahnesinde yaptırmak üzere harekete geçmiştir.

2010 yılında kiraladığı Alsancak’taki  yeni yerinde 110 kişilik profesyonel sahnesi dersliği ve kafeteryasıyla butik bir kültür merkezi kurmayı başarmıştır. Han Tiyatrosu Ünal Gürel Sahnesi  Bulgar yazar Hristo Boyçev’in Yeraltılı adlı oyunuyla perdelerini açmıştır.

Kuruluşunun 5. yılında İzmir’de  kendi sahnesinde olmanın gururunu yaşayan Han Tiyatrosu, eğitim faaliyetleri çocuk ve yetişkin oyunlarıyla İzmirli sanatseverlere hizmet vermeyi sürdürmektedir.