İdeal Bir Çocuk Tiyatrosu

İdeal Bir Çocuk Tiyatrosu

Çocuk oyunu oynayan tiyatroların sayısı günden güne çoğalıyor. Hatta “Korsan” olarak nitelendirilen ve okul okul dolaşarak sözde çocuk oyunu oynayıp, ticari kazanç peşinde koşanların sayısı da azımsanamayacak kadar çok! Hâl böyle olunca kötünün iyisine razılıktan öteye gitmiyor, çocuk tiyatrosu konusundaki dileklerimiz.
Oysa çocuk tiyatrosu, bir ülkenin olmazsa olmazıdır. Çocuklara toplu olarak katılım sağlayan, bunu yaparken de onlara haz veren, onları 21. yüzyılın apartmana hapsolmuş yalnız çocukluğundan kurtarma aracıdır. Bizim ülkemiz bu gerçekleri görmek yerine çocuğunu eğitemeyen bir dizi büyüğün öğütlerinden seçkiler biçiminde oyun yaparak, çocukların aptal yerine konmasına izin veriyor. Bugünün çocuklarının gerçekleri, mizah anlayışları, alışkanlıkları hiç takip edilmediğinden hâlâ çocuk oyunlarında, “Dişlerimizi fırçalayalım, Kitap okuyalım, Ağaçları kesmeyelim” gibi mânâsız ve etkisiz bir yığın didaktik bilgi sunuluyor. Çocukların yaşam deneyimleri biz büyüklere göre az olabilir fakat kavrayış ve algılama açısından daha taze beyinlere sahip oldukları göz ardı edilmemeli. Çocuklar çok iyi gözlenmeli, psikolojik, sosyolojik açıdan değerlendirilmeden bir oyun sahnelenmemeli. Aksi takdirde farkında olmaksızın çocuğun hayatında derin izler oluşabilir.
Bir yetişkin oyunu hâlâ evrensel bir boyut taşıyorsa, az çok bizlere ait bir yanı olduğundan seçilip oynanabilir. Çocuk tiyatrosunda aynı şeyi yapmak imkânsızdır. Çünkü çocuk tiyatrosu, yetişkin tiyatrosundan daha sıkı bir takip gerektirir. Yıllar öncesinin çocuk oyunlarının birçoğu bugün için elverişli olmamakla beraber, bir kısmı da ancak iyi bir dramaturgi ile oynanacak hale gelebilir. Çocuk oyunlarının ciddi bir dramaturgiye ihtiyacı vardır. Tüm bu titiz çalışmaları yapmak, çok ciddi bir özveri istemektedir. Bu nedenle sayıca çok, fakat niteliğiyle yok gibi olan bir çocuk tiyatrosu oluşmaktadır. Anne baba merkezli değil, çocuk merkezli bir oyun anlayışı getirmek, çocukların ilgisini çekecek, yeni biçimler denemek artık zaruri bir ihtiyaçtır. Çocukların kendi oyunlarını kendileri yönlendirdikleri, oyunun kaderini belirledikleri bir anlayış, hem onları aktif düşünmeye sevk edecek hem de sorumluluk bilinci sağlayacaktır. Mesaj verme tiyatrosu olmanın ötesinde, verilmek istenen mesaj ve iyi kurulan bir çatışma, hareketli bir oyun yapısının içinde zaten çocuklara ulaşacaktır. Amaç iyi bir oyun yaratmak olmalıdır, iyi mesaj vermek değil.
Çocuk tiyatrosu, son zamanlarda ülkemizde  oldukça fazla yapılan bir oyun türü olsa da, metin olarak aynı yoğunlukta oyun yazılmaması ciddi bir sorunu da beraberinde getirmektedir. Belki yazılmış çok sayıda  oyun mevcut olabilir fakat pek çoğu bu işi ilk kez deneyen insanlar tarafından ve para kazanmak amaçlı yazılmış metinlerdir. Bu durum göz önünde bulundurulunca, yazılmış yetkin oyunlara ulaşmak çok güçtür. Bu da çeviri oyunlara yönelmemizi sağlamaktadır. Bu yöneliş, kendi ülkemizin çocuklarının sorunlarına, yaşayışlarına dair oyunların olmaması, ulusal bir çocuk  tiyatrosunun oluşamaması anlamına da gelmektedir.
Çocuk oyunlarına yönelen ve ülkemizde düzenlenen pek çok festival bulunmaktadır. Bu festivallere yerli yabancı pek çok oyun katılmaktadır. Katılan oyunlar incelendiğinde bizim çocuk tiyatrosuna ne kadar az önem verdiğimiz ortaya çıkmaktadır. Bu eksikliği gidermek için tüm çocuk oyunlarının belli bir denetimden geçtiği, çocuk tiyatrosu dramaturgisini ön plana çıkaran ve yazılan çocuk oyunu metinlerini değerlendiren bir birliğe ihtiyaç vardır. Bu birlik nitelikli işlerin yapılmasını sağlayacak, aynı zamanda çocuk oyunu yapan tiyatrolara  yardım sağlayacak bir birim olmalıdır.
Öyle bir oyun izlemelidir ki çocuk, oyunun bir parçası gibi hissetmelidir kendini, oyundan kendisinin de önemli ve toplumun bir bireyi olduğunu düşünerek çıkmalıdır. Defalarca izlediği filmler gibi bir oyunu da defalarca izleme isteği duymalıdır içinde.

 

                                                                                                           Emel BALA GÜREL