|
KLYTAİMNESTRA Evet, nefret ediyordum babandan. Anlayacaksın artık o hayran olduğun babanın ne biçim adam olduğunu. Yirmi yıl sonra. Agatha’nın yaptığını yapacağım. O zevki tadacağım ben de. Bir kadın herkesin malıdır. Yalnız biri vardır dünyada işte onun değildir. Benim de, kendisinin olmadığım bir tek adam vardı, o da krallar kralıydı, babalar babasıydı. O’ydu. Kıvırcık sakalıyla gelip, o hep serçe parmağı kalkık eliyle, beni evimden koparırcasına aldığı gün nefret ettim ondan. Su içse kaldırırdı serçe parmağını, ata binse, at gemi azıya alsa kaldırır, asasını eline alsa kaldırır... Bana sarıldığı zaman bile dört parmağını duyardım sırtımda. Çıldırırdım! Bir gün, şafakta, kız kardeşin Iphigenia’yı öldürtürken, ne göreyim, akla zarar, güneşin üstünde iki elinin serçe parmakları seçilmiyor mu? Krallar kralıymış, laf! Caka meraklısı, kararsız, salağın biriydi baban. Aptallar aptalı, alıklar alığı! Serçe parmaktan, kıvırtısı gitmek bilmeyen bir sakaldan başka bir şey değildi krallar kralı. Başını kurnanın suyuna daldırırdım da düzelmezdi o sakal. Geceleri sever gibi yapar çeker çekiştirirdim, karıştırırdım da gene düzelmezdi. Serçe parmaklı eliyle yaklaş diye işaret ederdi bana, gülümseyerek sokulurdum. Neden?.. O kıl yumağı içindeki ağzını gösterirdi bana, öp diye, koşardım öpmek için. Öperdim de. Neden?.. Konuş, derdi bana. Bilirdim nasıl kendini beğenmiş, boş, yavan bir adam olduğunu. Ama ona, ‘sen alçakgönüllüsün, herkesten başkasın, şanlısın’ derdim. Neden?.. Kekeleyerek tatsız tatsız ısrar edecek olsa, sen bir tanrısın diye yemin ederdim. Krallar kralı adının tek yakışık alan tarafı, kinler kinini akla getirmesindeydi. Yola çıktığı gün, bilir misin ne yaptım Elektra?... Daha gemisi gözden kaybolmamıştı, alabildiğine kıvırcık, alabildiğine çitişik bir koç buldurup boğazlattım. Artık her şeyi biliyorsun. Bir övgü istedin gerçeğe benden, al işte övgülerin en güzelini! ( EURİPİDES – ELEKTRA )
|